Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı ve Sonuçları - HAGB

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması yahut kısaca HAGB, sanık hakkında hükmolunan cezai yaptırımın belirli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi boyunca kasıtlı bir suç işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranması halinde ceza kararının ortadan kaldırılması ve davanın düşmesine yol açan cezanın bireyselleştirilmesi kurumudur.

Türk Hukuku sistemine ilk kez 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23 maddesi ile girmiş ve daha sonra Ceza Muhakemesi Kanunu’na aktarılarak yetişkinler için de uygulama alanı bulmuş, hukuki müessesedir.

Kurumun öncelikli amacı, kişiyi doğrudan cezai yaptırıma tabi tutmak suretiyle toplumdan ve yaşamdan soyutlamak yerine bir denetim süresi öngörüp o süre içerisinde daha dikkatli davranışlar sergilemesini sağlamaktır.

Kişi hakkında suç işlendiğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda, ortada ilan edilip kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü olmadığından, hüküm kişi bakımından uygulama bulmayacaktır; zira hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı niteliği itibariyle kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü değildir. Hükmünün açıklanmasının geri bırakılması kararı, içinde, açıklanması koşullu olarak geri bırakılan mahkumiyet hükmünü barındıran bir karardır. İçinde mahkumiyet hükmü barındırmayan bir hükmünün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez. Hükmünün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte yargılama sona ermemekte, koşullu olarak durmaktadır. Sanığa bu durumun sonucu olarak belli bir denetim süresi tanınmıştır. Bu süre içinde denetimli serbestlik tedbiri olarak adlandırılan belli yükümlüklerle de yüklenebilmektedir. Bu sürenin iyi halli olarak geçirilmesi durumunda mahkumiyet hükmünden, dolayısıyla cezadan kurtulması olanaklıdır. Aksi takdirde, geri bırakılan mahkumiyet hükmü açıklanır ve bu karar kesinleşmesiyle sanık hükümlü hale gelir.

HAGB Şartları
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231 maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulama alanı bulabilmesi için, birtakım şartların bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun HAGB kararı için aradığı tüm şartlar vücut bulmadan, hakim, HAGB kararı verme yetkisine sahip değildir.

HAGB kurumunun uygulama alanı bulması için birlikte gerçekleşmesi gereken şartları sıralamak gerekirse;

Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması

Sanığın daha önce kasten işlediği bir suçtan dolayı kesinleşmiş mahkumiyeti varsa hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez. Önceki mahkumiyetinin hapis cezası veya adli para cezası olmasının veya cezanın miktarının önemi yoktur. Sanığın önceki mahkumiyetine esas teşkil eden suç kasten işlenmişse, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkün değildir.

Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması
Mahkeme, sanığın duruşmadaki tutum ve davranışlarını, kişilik özelliklerini göz önüne alarak yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varırsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verir. Önemle belirtmeliyim ki, hakim, sanığın davranışlarını ve kişiliğini sübjektif kriterlere göre değerlendiremez. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre sanığın duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranışı ve bilinen olumsuz bir kişilik özelliği yoksa, hakim HAGB kararı vermelidir.

Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi
İşlenen suç sebebiyle mağdur yahut kamu bir zarara uğramışsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için uğranılan söz konusu zararın giderilmesi gerekir. Suç nedeniyle oluşan zarardan kasıt, doğrudan suçun neden olduğu maddi zararlardır. Manevi zararlar uğranılan zarar kapsamında değildir. Zararın giderilmesi, zararın konusu olan şey aynen verilebiliyorsa aynen iade yoluyla, aynen iade edilemeyecek bir şey ise tazmin suretiyle giderilmesi yoluyla mümkün olur.

Hükmedilen sonuç cezanın 2 yılın altında hapis yahut adli para cezası olması
HAGB kararı verilebilmesi için mahkemenin yaptığı yargılama neticesinde hükmettiği ceza hapis cezası ise, 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası olmalıdır. Buna paralel olarak verilen adli para cezası hususunda da HAGB kararı verilmesi mümkündür.

Burada dikkat edilmesi gerekilen husus, mahkemenin işlenen suç neticesinde hapis cezası yaptırımını uygulaması ve takiben söz konusu hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi halinde HAGB kararı uygulama alanı bulmayacaktır.

Sanığın, hakkında HAGB kararı verilmesine rızasının bulunması
Sanık, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını kabul etmediğini beyan ederse yargıç, HAGB kararı veremez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, yargılama sonucunda temyiz veya itiraz safhalarında bazı hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bu nedenle sanığın hakkında verilen bu kararı onaylaması daha doğrusu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep etmesi gerekmektedir.

 

Bu açıdan, HAGB kararının sanığın lehine olup olmadığı, her somut olay için farklılık arz edecektir.
Her ne kadar yukarıda sayılan şartlar bir arada bulunsa da, kimi suçlarda HAGB kararı verilmesi hukuk sistemimizce kabul edilmemiştir. Bunları örneklendirmek gerekirse;

  • 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kanunu md. 63/2 gereği, bu kanun kapsamındaki disiplin suçlarının ceza miktarı ne olursa olsun hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Ancak, disiplin suçu 26.02.2008 tarihinden önce işlenmişse hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanabilir.
  • Karşılıksız çek keşide etme suçu (5491 sayılı Çek Kanunu md.5/10),
  • İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu,
  • Disiplin veya tazyik hapsi gerektiren filler (Örneğin, taahhüdü ihlal veya nafaka borcunun ödenmemesi suçu nedeniyle hükmedilen tazyik hapsi; duruşma disiplinine aykırılık nedeniyle hakim tarafından hükmedilen disiplin hapsi).
  • Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar (CMK md.231/14).
  • Özellikle belirtelim ki, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar bakımından 6352 sayılı Kanun m.105/2-b maddesi ile yapılan değişiklikle birlikte HAGB hükümleri uygulanabilmektedir. Örneğin, propaganda, örgüte yardım etme suçu vs. gibi suçları işleyenler diğer şartlar varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan faydalanabilirler.

HAGB Kararına İtiraz
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, yargılama sonucunda temyiz veya itiraz safhalarında bazı hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bu nedenle sanığın hakkında verilen bu kararı onaylaması daha doğrusu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep etmesi gerekmektedir. Sanık eğer hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ederse ve mahkemece bu yönde bir karar verilirse sanığın hükmü temyiz etme imkanı bulunmayacaktır. Buna karşın sanık, verilen karara karşı itiraz kanun yoluna başvurabilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı, kararın duruşmada öğrenilmesinden yahut tebliğ edilmesinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilebilir. HAGB kararına karşı istinaf veya temyiz başvurusu yapılamaz.

HAGB kararını veren mahkemeye dilekçe verilmek suretiyle HAGB kararına itiraz edilebilir. Kararı veren mahkeme itirazı önce kendisi değerlendirir. İtiraz üzerine yapacağı inceleme ile kendi verdiği kararı düzeltebilir. HAGB kararı veren mahkeme, kararına yapılan itirazı yerinde görmezse itiraz dilekçesini itirazı incelemeye yetkili mahkemeye gönderir.

  • HAGB Kararına İtiraz Dilekçesi
    HAGB kararına itirazı incelemeye yetkili mahkeme;
    HAGB kararı Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş ise, itirazı incelemeye yetkili mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir.
    Örneğin, HAGB kararı İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş ise, itirazı incelemeye yetkili mahkeme İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’dir.
  • HAGB kararı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş ise, itirazı incelemeye yetkili mahkeme ilgili Ağır Ceza Mahkemesini sıra numarası olarak izleyen Ağır Ceza Mahkemesidir.
    Örneğin, HAGB kararı İstanbul 1 Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş ise, itirazı incelemeye yetkili mahkeme İstanbul 2 Ağır Ceza Mahkemesi’dir.

Yargıtay yerleşik içtihatlarınca HAGB itiraz dilekçesi incelemek üzere kendisine gönderilen mahkeme, itiraz edilen kararı hem usul hem esas açısından denetimden geçirecektir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, itiraz edilmeyerek veya itiraz edildiğinde itirazı incelemeye yetkili merciinin red kararı ile kesinleşir. Kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı “kanun yararına bozma” yoluna başvurulabilir.

Hükmün açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına karşı İtiraz dilekçe örneği için tıklayınız.

HAGB Kararı Sonuçları
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı neticesinde, sanık 5 yıl süreyle denetime tabi tutulur. 18 yaşından küçük çocuklar için denetim süresi 3 yıldır. Sanığın bu denetim süresi içinde kasten bir suç işleyip işlememesine göre iki sonuç ortaya çıkar:

  • Sanık denetim süresi boyunca kasten suç işlemez ve hakim tarafından takdir edilen yükümlülüklere aykırı hareket etmezse, işlediği suçun hukuki sonuçlarından muaf tutulmaktadır. Özetle suçu işleyen kişi hakkında işlediği suçun hukuki sonuçlarından korunmaktadır. Buna paralel olarak suç, adli sicil kaydına da yansıtılmamaktadır.
  • Sanık, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işler veya hakimin belirlediği yükümlülüklere aykırı hareket ederse açıklanması geri bırakılan hüküm mahkeme tarafından açıklanır.

Uygulamada eylemi cezalandırma ve cezalandırmama arasındaki ince çizgide yer alan müessesenin en karakteristik özelliği olan, suçun sanık hakkında hukuki sonuç doğurmama hususu göz önünde bulundurulduğunda, şarta bağlı af niteliğinde olan HAGB kurumu, doğru uygulamalar neticesinde toplum barışının sağlanmasında ve bireylerin yaşamlarını devam ettirmesinde önemli rol almaktadır.

Buna karşın yanlış uygulamalar, suçlunun hukuk sistemini denediği eylemden zaferle çıkmasına dayanarak, suç işlemenin korkulacak bir şey olmadığı algısının ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir.

Bu doğrultuda yargıçların, bu konuda kendilerine tanınan geniş takdir yetkisini, tabiri caizse ince eleyip sık dokuyarak kullanmaları, bizi mutlak adalete bir adım daha yaklaştıracaktır.